İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk suçlamasıyla açılan davada 28'inci duruşma başladı.
Görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da tutuklu sanıkları arasında bulunduğu dava, Silivri'deki cezaevi karşısındaki duruşma salonunda görülüyor.
Bugün görülen 28'inci duruşma saat 11.00 sıralarında başladı. Dava öncesinde tutuklu sanıklar jandarma eşliğinde salona giriş yaptı.
ADEM SOYTEKİN SAVUNMA YAPTI
Bugün görülen duruşmada daha önce tahliye edilip bir kez daha tutuklanan iş insanı Adem Soytekin savunma yaptı. Soytekin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmış, bu nedenle duruşma salonunda baskı gördüğünü öne sürüp, savunmasının öne alınmasını talep etmişti. Mahkeme heyeti dün görülen duruşmada talebi kabul etmişti.
Adem Soytekin savunmasında herhangi bir rüşvet organizasyonu içinde olmadığını savundu. "Ben iş yapan ve yaptığım işin karşılığını alan bir müteahhidim." diyen Soytekin, savunmasında şunları söyledi:
"- İşimizi tamamladıktan sonra hak edişlerimizi kimi zaman nakit, kimi zaman çek olarak tahsil etmişiz. Benim bilgim ve iradem dahilindeki kısım sadece burasıdır. Beylikdüzü Belediyesi'nin, her belediye gibi, pek çok kamu hizmetinde tahsis edilecek tesisler yaptığı bilinmektedir. Halen de bütün belediyeler bu tesisleri yapmaktadır yapmaya da devam edecektir.
- Genelde belediyeler, hepinizin bildiği gibi, bu tesisleri kendi kaynaklarıyla yapmazlar. Doğrudur, yanlıştır, bu ayrı bir meseledir; ancak bu tesisler genellikle bağışlarla yapılır. Adına gönüllü bağış her ne denirse densin, bu işlerin yürüyüşü böyledir. Tanışma süreci akabinde Beylikdüzü Belediyesi'nden, tamamı ihalesiz olarak yapılan bu işleri aldım ve yaptım. Benim bu tesisleri yaptığım sabittir. Nereden sabittir. Bizzat iddia makamının yazdıklarından sabittir. Bu suç değildir. Suçsa da biz bu suçu işledik, işlemeye de devam edeceğiz diyen belediye yetkililerinin beyanlarında da sabittir. Başka nereden sabittir."
"SADECE YAPTIĞIM İŞLERİN KARŞILIĞINI ALDIM"
"Burada sistem şu şekildeydi. Belediyeye iş verilir. Örneğin, 'Şurada kreş yapacaksınız, kültür merkezi yapacaksınız, yurt yapacaksınız' denir. Devamında da hak edişlerimizin şu kişilerden, kimi zaman daire, dükkan veya çek şeklinde alınacağı söylenirdi." ifadesini kullanan Soytekin, "Bu süreçte ben devreye girdiğimde, belediyeyle ilgili kişi arasındaki adına rüşvet, bağış ya da pazarlık her ne denirse densin, süreç çoktan bitmiş, taraflar anlaşmış olurdu. Ben işimi yaparım." diye konuştu.
Soytekin, yalnızca yaptığı işlerin karşılığını aldığını da savundu. İddianamede hakkındaki suçlamanın, kamu yararına olan işlerin karşılığında tarafına yönlendirilen firmalardan hak edişlerini alma usulü ve yöntemlerine ilişkin olduğunu savunan Soytekin, şöyle devam etti:
"- Oysa ben bu ödemelerin tamamını gizlemedim. Tam tersine, soruşturma aşamasında bizzat kendim anlatmış, belgeleriyle dosyaya sunmuş biriyim. Eğer benim suç gizlemek, delil saklamak, ilişkileri örtmek gibi bir niyetim olsaydı, bugün dosyada eylem olarak yazan birçok husus zaten benim sunduğum belge ve beyanlarla da ortaya çıkmazdı. Bugün dahi benim tavrım, bir suç örgütü mensubu tavrı değil; gerçeğin ortaya çıkmasını isteyen sorumlu bir Türk vatandaşı tavrıdır.
- Ayrıca dosyada aleyhimde yer alan bazı kişilerin beyanlarının teknik ve maddi delillerle çeliştiği de açıktır. Benimle hiç görüşme kaydı bulunmayan, ortak baz kaydı olmayan, üstelik tarih anlatımlarıyla kendi içinde çelişen, hiç tanımadığım kişilerin soyut beyanlarıyla çok ağır isnatlar kurulmaktadır."
ETKİN PİŞMANLIK SÜRECİNİ ANLATTI
İş insanı Adem Soytekin, savunmasının devamında etkin pişmanlık sürecini de anlattı. Soytekin şunları kaydetti:
"- Dosyada ifade veren müteahhitlerin ifadeleri basında yer almaya başladı. O dönem avukatlarımdan biri olan ve belediye tarafındaki vekillerle de irtibatı bulunan Onur Büyükhatipoğlu aracılığıyla bu durumun izah edilmesini istedim. Basında haberler çıktığını, bazı müteahhitlerin bana belediyeye yaptığım işlerin hak edişleri olarak verdikleri çek ve taşınmazları rüşvet olarak verdiklerini söylediklerini, bunun ise beni çok rahatsız ettiğini ifade ettim. Bunun böyle olmadığını, bunu en iyi belediye vekillerinin bildiğini, bu konuda bir açıklama yapılması gerektiğini belirttim. Böyle bir açıklama beni ailem, medya ve kamuoyu karşısında doğru şekilde konumlandıracaktı. Onur Bey, belediye tarafıyla görüştüğünde böyle bir açıklamanın yapılmayacağını bana iletti. Bunun üzerine 'Madem öyle, bunları kendim açıklarım' dedim. İşte benim etkin pişmanlık sürecim böyle başladı."
Yaptığı işlerden aldığı hak edişlerin medyaya rüşvet olarak yansıtıldığını savunan Soytekin, "Bunu en iyi bilen belediye yetkilileri tarafından bu konuda yalnız bırakılmam üzerine kendimi aileme ve kamuoyuna anlatma motivasyonuyla bu sürece başladım." şeklinde konuştu.
İstanbul'da birçok belediye ile çalıştığını kaydeden Soytekin, "Deniz İstanbul'dan üç bağımsız bölümün bana devri yapılmıştır. Bunun rüşvet olarak gösterilmesini kabul etmiyorum. Söz konusu daireler o dönem yaptığım işlere karşılık alınmıştır. Bu daireler Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) binasının tadilatı karşılığında verilmiştir." ifadelerini kullandı.
Dursun Keleş'in hakkındaki iddialarını reddettiğini de söyleyen Soytekin, "Dosyada Dursun Keleş’i aradığıma dair HTS kaydı yoktur. Dursun Keleş'in yalan ifadesi yüzünden Ekrem Bey adına baskı ve şantaj yapan biri gibi gösterildim." dedi.
PEHLİVAN'IN İDDİASINA RET: YALAN DEĞİL
Soytekin savunmasında, İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın iddiasını da reddetti. "O toplantı yalan değil, bal gibi de yapılmış. Bunu ben değil kendi tarafları da söylüyor." ifadesini kullanan Soytekin, savunmasında şunları kaydetti:
"- Kendi vekilleri de çıkıp bu toplantının yapıldığını ve ayrıca benim yaptırdığımı söylüyorlar. Hem böyle bir toplantı yok diyeceksin hem de siz toplantı yapıldığını kabul edeceksiniz. Dönüp dolaşıp aynı yere geliyorsunuz.
- Ali Nuhoğlu ifadesinde, Pehlivan ile 4-5 kez görüştüğünü ve Pehlivan’ın mal varlığında tedbir olup olmadığı sorduğunu söyledi. Benim söylediğim şeyler doğrulanıyor. Buna rağmen çıkıp dediklerime yalan diyorsunuz. Ortada yalan değil, sizin görmediğiniz bir gerçek var. Ali Nuhoğlu'na tedbir geldiğini söyleyen de Pehlivan'ın kendisi."
AFP
İBB yolsuzluk davası Silivri'deki cezaevi karşısında bulunan duruşma salonlarında görülüyor. (Foto: Arşiv)
DURUŞMADA ALTINCI HAFTA
Davaya ilişkin ilk duruşma 9 Mart Pazartesi günü görüldü. Cuma günü duruşma görülmezken duruşmalara haftanın dört günü devam ediliyor. Dün görülen davada İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan savunma yaptı .
ŞU ANA KADAR 18 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ
Davada şu ana kadar 18 kişi tahliye edildi .
Tahliye edilen isimler şöyle:
- İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu
- Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük
- Ağaç A.Ş çalışanı Fatih Yağcı
- İş insanı Ali Üner
- İş insanı Evren Şirolu
- İş insanı Ebubekir Akın
- İSPER personeli Davut Bildik
- Altan Ertürk
- Hüseyin Yurttaş
- Murat Ongun'un şoförü Kadir Öztürk
- Mustafa Bostancı
- Kadriye Kasapoğlu'nun şoförü Sabri Caner Kırca
- Baran Gönül
- Mahir Gün
- Esra Huri Bulduk
- Şehide Zehra Keleş Yüksel
- Başak Tatlı
- Nazan Başelli
Kaynak: NTV